
Heybeliada Abbas Halim Paşa Köşkü 1899 yılında yapıldığında:
”su tesisatı bulunan köşk kaloriferle ısıtılmaktaydı.
İstanbul’daki ilk jeneratörlerden biri bu köşkü aydınlatmıştı.
Yemek servisi için monte-charge‘ın (yemek asansörü) bulunduğu köşkte
haberleşme için “iç telefon” denilen bir boru sistemi kullanılmaktaydı”.
–
Abbas Halim Paşa’nın, Heybeliada’nın Burgaz Adası’na bakan
“Abbas Paşa Mahallesi” olarak bilinen
kuzeybatı kesiminde bulunan köşkleri ,
yaklaşık üç dönüm genişliğindeki arazi içinde,
harem, selamlık ve bendegan dairesi olmak üzere üç yapıdan oluşmaktadır.
Mimar Hovsep Aznavur tarafından 1897-99 yılları arasında tasarlanmış olan
köşklerin her biri farklı bir üslupta yapılmıştır.
Abbas Paşa Sokağı ile Yeni iskele Sokağı’nın kavşağında,
ağaçlık bahçe içinde konumlanan harem köşkü bugüne ulaşmamıştır.
mimar aznavur tamamıyla prefabrike bir yapı ortaya koymuş.
Çivi kullanmadan, numaralanmış malzemenin vidalanması yoluyla inşa
edilen ve “Vidalı Köşk” olarak bilinen yapı, paşanın vefatından on yıl sonra,
1945 yılında vasiyeti üzerine yapıldığı gibi parça parça sökülerek
Mısır’a taşınmış, arsası ise satılmıştır.
Mimar Aznavur, Mısır hanedan üyesi Abbas Halim Paşa’nın
ikamet edeceği köşk için,
Egyptian Revival (Mısırın Uyanışı) olarak adlandırılan üslubu seçmiştir.
Bodrum üzeri iki tam kat ve servis katından oluşan köşk
tasarım dili açısından, antik Mısır tapınaklarının pi/on adı verilen
anıtsal giriş cephelerini yansıtan bir düzenlemeye sahiptir.
Dört cephede de yukarı doğru daralan kesik piramit formu ve bayrak direklerinin kullanımı,
bu etkiyi ortaya çıkarmış ve yapıyı İstanbul’da benzersiz kılmıştır.
Orta eksene göre simetrik tasarlanan ön cephede,
karşılıklı iki yandan başlayıp ortada tek bir kol halinde birleşen merdivenden çıkılarak
kapıya ulaşılır. Merdivenin bitiş hizasında konumlanan,
üstü hiyerogliflerle bezeli, lotus başlıklı iki sütun,
üst katta bulunan balkonu destekler ve girişi vurgular.
Merkezde kapı ve iki yanında birer pencerenin bulunduğu orta bölüm iki yan kanattan geri çekilmiştir.
Geride konumlanan bu yüzeyde, ikinci katta yer alan balkonun balustradları da
birinci kattaki balkonun hizasından geri çekilerek, cepheye derinlik kazandırılmıştır.
Yan kanatlar, yukarı doğru daralan kes piramit formundadır.
Bu bölümlerde, giriş katındaki balkonların gerisinde kare şeklinde geniş birer pencere
üst katta ise ikişer dikdörtgen pencere açılmıştır.
Basık tutulan son katta alttakilerin hizasında
birer bant pencere bulunur. İki kanatta da birinci
kattan itibaren pencerelerin iki yanından birer bayrak direği yükselir.
Bu cephede pencere gruplarının
üzeri kobralar ve akbaba kanatlarıyla çevrili güneş diskleriyle taçlandırılmıştır.
Bina cepheleri, mazgal benzeri yüksek bir parapetle sonlanır.
İki yan cephede dışa taşkın pi/on esintili bölümlerde
parapet bir kademe alt hizada tekrarlanmıştır .

Harem Köşkü konfor açısından çağın modern olanaklarıyla donatılmıştı.
Prenses Zeyneb Halim’in belirttiğine göre,
su tesisatı bulunan köşk kaloriferle ısıtılmaktaydı. Bunlara ek olarak,
İstanbul’daki ilk jeneratörlerden biri bu köşkü aydınlatmıştı.
Yemek servisi için monte-charge’ın bulunduğu köşkte
haberleşme için “iç telefon” denilen bir boru sistemi kullanılmaktaydı.
Kare planlı, orta sofalı köşkün plan düzenlemesinde
iki yan cephenin orta aksa denk gelen bölümleri öne çıkarılmıştır.
Zemin katta giriş aksı boyunca dikdörtgen orta sofa uzanır,
iki yanda sofaya açılan odalar sıralanmış, üst kata çıkan ana merdiven,
sofanın sağında, dışa taşkın orta aks üzerinde konumlanmıştır.
Bugün harem köşkünden geriye, boş arsayı çevreleyen kesme Malta aşından örülmüş
orijinal cümle kapısı payeleriyle parmaklık dikmeleri kalmıştır.
Abbas Paşa Sokağı’ndaki cümle kapısının iki yanındaki payeler
lotus ve kobra kabartmalarıyla bezenmiştir, üstlerindeki boya izleri hala seçilebilmektedir.
Bu kabartmalarda, lotuslara tırmanan kobralar Aşağı Mısır’ı temsil eden kırmızı tacı taşırlar.
Parmaklık dikmelerinde ise ortada lotus ve iki yanda
Mısır tanrılarından Ptah’ın sembolü çoban asaları görülmektedir.



Selamlık Köşkü
(erkek misâfirleri kabul etmeye mahsus bölüm)
Refah Şehitleri Caddesi ile Fettah Sokağı’nın köşesinde,
bahçe içinde yer alan ahşap selamlık köşkü hala kullanılmaktadır,
ancak ailenin elinden çıkmıştır. Cadde cephesinde yükseltilmiş bodrum üzerinde iki katlı olan köşk,
meyilli araziye oturduğu için, bahçeye bakan arka cephede üç katlıdır.
Üst katlarda kütlelerin geri çekilmesi, yapının masif bir bloktan öte,
parçalı ve hareketli, daha hafif bir tasarımla algılanmasına yol açar.
Caddeye bakan giriş cephesinde, orta aks üzerinde merdivenle ulaşılan giriş,
iki yan kanattan geri çekilerek camekanla kapatılmıştır.
iki yan kanatta ve kapının hizasında üst katta bulunan birer pencere,
giriş kapısı gibi yarım daire kemerlidir.
Sokağa bakan yan cephede birinci katın dışa taşkın bölümü ahşap direkler üzerindedir.
Bahçeye açılan arka cephede de, orta aks üzerinde bulunan kütle
direkler üzerine oturtularak öne çıkarılmıştır.
Ön yüzde üç, yan yüzlerde birer pencereye
sahip bu çıkmanın üzerinde yer alan balkonla cephe
tekrar geriye çekilir. Yüzeylerdeki doluluk boşluk
oranları, geleneksel Osmanlı mimari özelliklerine uygun bir şekilde oluşturulmuştur.
Plan çözümlemesinde, iki yanda bulunan odalar,
giriş ve bahçe arasında uzunlamasına konumlanan orta sofaya açılmaktadır.
Cephe tasarımı ve iç mekan bölümlenmesi açısından bir ada köşkünden çok,
Boğaz yalısını andıran selamlık köşkünde Abbas Halim paşa’nın vefatından sonra
194l’e dek kızlarından Prenses Emine Halim ikamet etmiştir.
Bendegan köşkü
( Hizmet personeli; pâdişâhın hizmetinde bulunan kimseler).
Bendegan köşkü, Fettah Sokağı’nın devamında,
yokuşun bittiği İskele Sokak kavşağında yer alır.
Üç katlı ahşap yapının kapı ve pencerelerinde,
geç dönem ada köşklerinin çoğunda olduğu gibi, Orta Avrupa şalelerinden gelen detaylar görülür.
Abbas Halim Paşa’nın kalabalık bendeganının ikamet ettiği yapı,
il. Meşrutiyet Dönemi’nde bir süre Sebilürreşad Rüşdiyesi olarak kullanılmış,
paşanın vefatından sonra kızlarından, Prenses Nimetullah Halim’e intikal etmiş
ve 1938 yılında satılmıştır.
Yapı esasen, ortada avlu ve bunun üzerinde bir köprüyle birbirine
bağlanan müstakil dairelerden oluşan bir plan şemasına sahiptir.
Fettah Sokağı’nda yokuş boyunca
sıralanan sundurmalı üç kapıdan, iki yanda bulunanlar çeşitli dairelere,
ortadaki ise küçük avluya açılmaktadır. İskele Sokak boyunca kısmi bodrum kat
üzerinde yükselen cephe, birinci katta ajurlu yüzeye
sahip konsollarla taşınan çıkma sayesinde hareketlenmiştir.
Kaynaklar:
Nil Kıyısından Boğaziçi’ne
Kavalalı Mehmet Ali Paşa Hanedanı’nın İstanbul’ daki ayak izleri
From the Shores of the Nile to the Bosphorus
Traces of Kavalalı Mehmed Ali Pasha Dynasty in İstanbul
İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Bilim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Baha Tanman ‘a
Suna ve inan Kıraç Vakfı İstanbul Araştırmaları Enstitüsüne teşekkürlerimle.
Traces of Kavalalı Mehmed Ali Pasha Dynasty in İstanbul